Gostil Sağlamcılık Ödülleri

Sakat Muhabbet
-
Aa
+
a
a
a

Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Körüz Biz Derneği’nin kurucu üyelerinden ve felsefe öğretmeni Meral Sözen ile derneğin hedeflerini ve bu sene birincisi gerçekleştirilecek Gostil Sağlamcılık Ödülleri üzerine konuşuyor.

""
Gostil Sağlamcılık Ödülleri
 

Gostil Sağlamcılık Ödülleri

podcast servisi: iTunes / RSS

Alper Tolga Akkuş: Merhaba Açık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifiine hoş geldiniz. Ben Alper Tolga Akkuş. Bugün 17 Temmuz 2024 Çarşamba. Bu hafta programı destekleyen Emre Ütükler’e teşekkür ederek başlamak istiyorum. Konuğumuzu tanıtmadan iki bildiri yapacağım dinleyicilerimize.

İlki; Açık Radyomuza RTÜK tarafından verilen ceza. Ardından RTÜK'ün yayın lisansının iptaline karar vermesi ve son olarak ilgili mahkemenin RTÜK’ün bu iptal kararıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı vermesi süreçleri dinleyenlerimizin malumu. Biz de sosyal medyadan paylaşımlar yaptık ama yayından da bunu dile getirmek istedim. Bu süreçte üç etiketli paylaşım çok öne çıktı. Onları ben dillendireyim buradan sizlere; #AçıkRadyoSusturulamaz, #AçıkRadyoSusmaz ve #AçıkRadyoAçıkKalacak idi bu paylaşımlar. Bir de benim çok sevdiğim ve hep söylediğim sloganımız var; #HepAçıkRadyo. İlki buydu.

Diğeri de, geçen hafta, hatırlayan dinleyiciler olacaktır, ben programın sonlarında programda adı geçen Alper Okçuoğlu’nu bir sonraki haftaya konuk edebilirim demiştim. Ben tabi görüştüm Alper Okçuoğlu ile ve kendisinin sağlıkla ilgili bir tedavi durumu vardı, detayını vermeyeyim çünkü ondan izin almadım. Onu da konuk edeceğiz kendisi hazır olduğu zaman. Buradan da Alper Okçuoğlu’na geçmiş olsun, acil şifalar diyeyim. Konuğumu da beklettim, kusuruma bakmıyordur inşallah.

Bu haftaki konuğumuz Körüz Biz Derneği’nin kurucu üyelerinden ve felsefe öğretmeni Meral Sözen. Meral Hanım, Açık Radyo’ya, Sakat Muhabbet’e hoş geldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz?

Meral Sözen: Hoş bulduk, merhabalar. ‘Açık Radyo Susturulamaz’ diye başlayayım sözlerime. Davetiniz için teşekkür ederim, burada olmak güzel.

A.T.A.: Çok çok sağolun. Meral Hanım, Sakat Muhabbet’te bizim bir ilk sorumuz var; Meral Sözen kimdir, bugüne kadar neler yapmıştır ve bir sakatlığınız bulunuyorsa bunu da belirtebilir misiniz? 

M.S.: Ben Meral Sözen. Felsefe öğretmenliği yapıyorum. İstanbul'da yaşıyorum. Körüm, kendimi kör bir kadın olarak tanımlıyorum. Körüz Biz Derneği kurucu üyelerinden biriyim. Murat Kefeli ile birlikte eş başkanlığını yürütüyoruz.

A.T.A.: Zaten ikinci sorum da Körüz Biz Derneği'nin açılımı hakkındaydı; tarihçesi, ne zaman kuruldu, bugüne kadar neler yaptı, nasıl bir hedefle hayata geçti ve bu hedefin neresinde şu anda Körüz Biz?



Körüz Biz

M.S.: Körüz Biz, 2014’te yani yaklaşık 10 sene önce bir internet sitesi olarak yayın hayatına başladı. Murat Kefeli’nin kodlarını yazdığı, A'dan Z'ye tasarladığı, aslında sonradan da diğer körlerin paylaşımları, destekleriyle içeriğinin dolduğu bir siteydi. Çok özetlememiz gerekirse, biz körüz, kendimizi Körcül Yaşam Rehberi olarak tanımlıyoruz. 

Körcül Yaşam Rehberi’nde neler var? Körcül yaşama dair her türlü ipucu var - Market önerileri var. Bizim, toplumun daha geniş kesimlerine iletmek istediğimiz, hoşlanmadığımız ve sevdiğimiz davranışları anlatan karikatürler, çizimler var. Körler için betimlemeler var. Bunlar logo, simge, karikatür, afiş betimlemeleri olabilir. Dil bilgisi yazım kuralları var. Sonra vakit olursa tek tek bunların nereden çıktığından kısaca bahsedebilirim.

A.T.A.: Şimdi yeri gelmişken bahsedelim isterseniz.

Körcül Yaşam Rehberi

M.S.: Şu an Körüz Biz’de yedi kategoride yayınımız devam ediyor. Bunlardan biri Market Önerileri. Şimdi biz biliyoruz ki ne yazık ki reklamlar dahi erişilebilir değil, yeni çıkan ürünlerden herkese eşit koşullarda haberdar olamadığımız bir ortam var. Bir körün ya da herhangi birinin kullandığı, memnun kaldığı bir ürünü oraya yazdığı; siteyi ziyaret edenlerin de, ‘Ha böyle bir şey varmış, ben de alabilirim’ diye haberdar olduğu bir kategori.

Bunun dışında Dil Bilgisi ve Yazım Kuralları’nı birkaç sene önce yayına başlattık. Körlerdeki yazım yanlışlarının bir kısmı şöyle olabiliyor - Gerçekten eğitim hayatında bizim eşit koşullarda yer almayışımız ve öğretmenlerin, eğitimcilerin sağlamcı yaklaşımları, yeteri kadar geri bildirim vermemeleri aslında. Mesela ben bir şeyi yanlış yazıyorum, üniversitedeyim, hocama bir ödev gönderiyorum e-postayla ve yazım yanlışlarıyla dolu ama hocam beni uyarmıyor. Mesela uyarmamasının sebebi ne olabilir burada? Normalde bir öğrencisini uyarır, ‘Bu yazım yanlışlarını düzelt, öyle gönder’ diyebilir ki öyle demesi beklenir. Karşısında herhalde kör bir öğrenci olunca, ‘Nasılsa yapamaz, demek ki bu kadar yapabiliyor’ ya da ‘Bu şekilde bir geri bildirim verirsem acaba onu üzmüş mü olurum’ gibi kaygılar olabilir, tam bilemiyorum.

A.T.A.: Şöyle demiştir, ‘Kör, daha ne yapsın?’ Zaten sağlamcılık tam da bu demek.

M.S.: Evet. Dediğim gibi, çok okuyan, çok yazan hatta üniversitelerin ilgili bölümlerinden, Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinden mezun olup yine de bu anlamdaki çok temel dil bilgisi geri bildirimleri bile almadan devam eden kişiler olabiliyor. Biz, çok yaygın karşılaştığımız yazım yanlışlarını derleyip düzenli aralıklarla Doğru Yazım Bülteni olarak paylaşmaya başladık. Diğer kategorilerden de kısa kısa bahsedeyim. 

Hoşlanmam ve Severim Karikatür Çizimlerimiz var. Bu, körlerin günlük yaşamda karşılaştığında hoşlanmadığı, rahatsız olduğu veya karşılaştığında sevdiği, hoşnut olduğu davranış biçimlerini böyle esprili çizimlerle anlatmaya çalıştığımız bir seri. Uzunca bir seri. Bunları düzenli olarak sosyal medyadan yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. İpuçları Kategorisi de Körüz Biz’in ilk hayata geçen kategorilerinden biri. Burada, körcül yaşama dair farklı yöntemler, çözümler var yani yemek tariflerinden bir elektronik aleti kullanmaya, bozulan bir eşyamızı tamir etmeye kadar aklınıza gelebilecek her şey var. Orada körlerin deneyimleyip yaptığı, ‘ben bunu böyle yapıyorum, siz de yapabilirsiniz’ diye anlatabileceği her şey var aslında. 

Körüz Biz’in yine ilk kategorilerinden biri de Betimleme. Betimleme tamamen körlere yönelik logolar, simgeler, karikatürler, afişler, kitap kapakları, aklınıza gelebilecek her türlü görsel şeyin körler için betimlenmesi. Son dönemin iki kategorisi ise Sıkça Sorulan Sorular ve Gostil. Gostil’i sona bıraktım.

Sıkça Sorulan Sorular’da da biraz farklı bir şey hedefledik. Bu, sonradan kör olan, yavaş yavaş kör olmakta olan veya az gören dediğimiz kişilere yönelik bir şey - bir süreçten geçen birisi neleri düşünüyordur, neleri kafasına takıyordur, kaygılanıyordur ve geleceğe dair ne gibi soruları vardır. Bunu biraz kendimizden hareket ederek aslında çıkardık. Ben de, Körüz Biz’in kurucusu Murat Kefeli de sonradan kör olduk ve bu doğuştan kör olmaya göre biraz daha farklı bir süreç. Birçok şeyle daha geç tanıştığımız, bugüne kadar ki yaşama biçimlerimizden daha başka bir şeye adapte olmamız gereken bir durumdu ve yeterli desteği de zamanında tam olarak alamadığımızı düşünüyoruz. Kendi kendimize ve bizim gibi sonradan kör olmuş kişilere şu soruları sorduk; o dönemlerde en çok ne seni kaygılandırdı?En çok hangi sorunun cevabını merak ettin? Bu soruları derledik. Bu soruların arasında şimdi bize çok basit gelen ama o süreçteyken gerçekten kafa kurcalayan birkaç soru vardı. Mesela, hayatımı nasıl sürdürebilirim? Birinin bana bakması gerekebilir mi? Tek başıma yaşayabilir miyim? Çocuk sahibi olabilir miyim? Bir işe girip çalışabilir miyim? Bunlar çok temel şeyler. Bir okula gidebilir miyim? İstediğim bölümü okuyabilir miyim? Bunun gibi soruları derledik özneler olarak, doğrudan öznelerden öznelere bir şey. Zaten Körüz Biz’in prensibi de kendimiz için ürettiğimiz ve kendimize ürettiğimiz bir yapı. Son olarak da Gostil Sağlamcılık Ödülleri var.

A.T.A.: Gostil’e gelmeyelim çünkü o bizim ana konumuz zaten, müzik arasından sonra konuşuruz. Şöyle anladım ben; Körcül Yaşam Rehberi aslında doğuştan ya da sonradan kör olanlara ne yapman gerekiyor, neler var hayatta gibi her şeyin adım adım anlatılması. Doğru mu anlamışım?

M.S.: Evet doğru, çok doğru. Yani ‘Körcül Yaşam’ deyince, neyi kastettiğimizi biraz söylemek isterim; kör diyoruz, doğrudan ‘kör’ diye zaten lafa giriyoruz. Bu birçok kişide panik yaratıyor. Ben şununla da karşılaştım çünkü kendimden bahsediyorum - kör biri olarak falan diye konuşurken birisi beni mesela düzeltiyor, ‘Pardon, yalnız görme engelli diyelim, kendinizi bu şekilde belirtin…’

A.T.A.: Bunu diyenler de sakatlığı olmayanlar genelde.

M.S.: Evet, tabi, çoğunlukla öyle.

A.T.A.: Çünkü şöyle bir şey var - onlar patron, biz de işçiyiz gibi bir genel bir algıları var. Hakim biziz, siz kulsunuz gibi algılıyorlar. Yani bu çok ayrı bir konu da yeri geldi söyledim.

‘Bir Eşyayı Körcülleştirmek’

M.S.: Evet, o sağlam olmaktan gelen hiyerarşiyi orada hissettiriyor sanırım. Ama körcül yaşamı biraz açıklamak gerekebilir kavram olarak; körcül dediğimiz zaman, mesela bir eşyayı körcülleştirmek ya da bir işi yapmayla ilgili körcül bir yöntem bulmak dediğimizde neyi kastediyoruz? Yaşamın her alanında körlere özgü birtakım davranış biçimleri var - Körlük kültürü dediğimiz, körlüğe özgü olan, körlükten kaynaklanan davranış biçimleri. Bunların aslında bir araya getirildiği şey körcül yaşam rehberi. Birkaç örnek vermek gerekirse; yemek yaparken soğanın pişip pişmediğini kokusundan anlamak körcül bir yöntem, körcül bir deneyim. Renginden değil de kokusuna bakıp ’Evet, pişti’ ya da ‘Yok, biraz daha dursun’ dedirten şey o körcül bir deneyim. Veya, masanın üzerinde aradığım bir nesneyi parmak uçlarımı masanın üzerinde gezdirerek, o masayı elimle tarayarak onu buluyor olmam körcül bir yöntem. Yani, ‘Masada bir şey var, o da bana lazım. E ne yapacağım şimdi? Görmüyorum ki, ne bileyim ben masanın neresinde?’ demektense elimi uzatıp o masayı yavaş yavaş taramak ve o nesneyi bulmak körcül bir yöntem. Tabi basit örnekler verdim. En basitinden en karmaşığa kadar teknolojik ipuçları da dahil tamamını kapsayan bir körcül yaşam rehberi Körüz.Biz.

M.S.:Körüz.Biz

A.T.A.: Biz konuklarımıza soruyoruz ne müzik çalalım diye Meral Hanım. Sizin bir tercihiniz var mıdır? Biz bunu sizinle önceden konuşmadık ama böyle daha iyi oluyor. Aklınıza ilk gelen, gönlünüze ilk düşen şarkıyı söyleyin, onu çalalım sizin için.

M.S.: Tamam. Queen’den “The Show Must Go On”.

A.T.A.: Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuğumuz Körüz Biz Derneği’nin kurucularından, felsefe öğretmeni hocamız Meral Sözen. İlk bölümde Körüz Biz’i, Körcül Yaşam Rehberi’ni konuştuk. En son rehberde bir madde vardı. Ben araya girdim, onu sonra konuşalım dedim. Ama şimdi sıra ona geldi. Bu aslında bu hafta Meral Hanım'ı neden konuk alma hikayemizi de biraz açığa çıkartıyor. Ben onu da paylaşayım dinleyenlerle; dört beş gün önce galiba Sakat Muhabbet’in Instagram ve X hesabından bir mesaj geldi Körüz Biz’den. Ben o mesajı aynen okumak istiyorum dinleyenlere:  ‘Merhaba. Engelli ayrımcılığına dikkat çekmek amacıyla hayata geçen Gostil Sağlamlık Ödülleri'nde yılın ilk yarısını geride bıraktık. Dayanışmak isterseniz hem yaygınlaştırmamız için, hem de karşılaştığınız sağlamcıllıkları adaylara ekleyerek destek olabilirsiniz. Aşağıdaki tüm bilgileri içeren bağlantılardan yararlanarak Gostil Sağlamcılık Ödülleri’ni kendi iletişim kanallarından duyurur musunuz? Teşekkürler.’ Ayrıca bir link de vermişsiniz. Önce şunu sorayım; Gostil ne demek?

M.S.: Gostil, bazı Karadeniz lehçelerinde ‘patates’ demek. Biz de hani görsel nesne olarak da patatesi kullandık. 

A.T.A.: Gostil Sağlamcılık Ödülleri, bunu açalım. Sağlamcılığı bilmeyen hâlâ var ise dinleyenlerden, önce sağlamcılık nedir kısaca, sonra da bu ödüllerin hikayesini konuşalım. İlki bu sene imiş galiba, onu da bir alalım sizden isterseniz.

‘Sağlamcılık derken neyi kastediyoruz!’

M.S.: Evet, öncelikle biraz sağlamcılıktan bahsetmenin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bilenler olacaktır mutlaka ama sağlamcılık deyince çok kabaca engelliliğe dayalı ayrımcılık diye karşılayabiliyoruz ama bunun çerçevesi, bunun sınırı, neyin sağlamcılığa girip girmediği ile ilgili ben yeterli bir bilinç olduğunu düşünmüyorum. Aslında böyle düşünmememin sebebini de biraz sonra daha detaylı anlatacağım. 

Gostil Sağlamcılık Ödülleri sürecinde ben de bunu fark ettim aslında, bizim de çok şaşırdığımız durumlar oldu çok iyi bildiğimizi zannettiğimiz bir alanda, ‘Aaa, nasıl ya!’ diye biz de şaşırdık, onlardan bahsederim. Biz, burada sağlamcılık deyince, engellilere ayrımcılık yapmak deyince doğrudan şundan ibaret bir şey değil bu; mesela ‘Engellileri istemiyorum, kötüdür engelliler, gitsin, kahrol düşman, al sana bomba’ - bunları diyorsan ayrımcısın, ama bunu demiyorsan, mesela, ‘Engelliler bizim kardeşimizdir, tek engel sevgisizliktir, asıl engel olan bu toplumdur’ diyorsan burada da bir sağlamcılık var. Bu kişiler bunun çok farkında olmayabiliyor yani, ‘Niye ben sağlamcıyım ki? Ben engelli kardeşlerime her zaman yardım ediyorum, ben sana bir şey mi dedim? Ben sana kötü bir şey mi dedim?’ diyebiliyor. Burada o yüzden sağlamcılığın tam olarak içselleştirilmesi yani anlamca, o anlamının hazmedilmesi de gerekiyor ve diğer ayrımcılıklarla da bağlantılarının kurulması gerektiğini düşünüyorum - örneğin ırkçılıkla ilgili. 

Mesela, çok kafalar o kadar karışık değil iken - belli çevreler için söylüyorum maalesef - ya da cinsiyetçilik ile ilgili kafalar o kadar karışık değil iken bizi en çok şaşırtan şeylerden biri de bu oldu bu süreçte. Birçok bakımdan aynı dünya görüşlerine sahip olduğumuz yani dünyaya, yaşama aynı yerden baktığımızı düşündüğümüz kişilerden mesela ırkçılık karşıtı bir açıklama yaparken - örnek olarak söylemek durumundayım, sevimsiz bir cümle - ‘Irkçılık bir zeka geriliğidir’ diye bir çıkışla karşılaşıyoruz. Yani ırkçılığın yanlışlığını anlamış fakat geri zekalılık ile bunu birleştirip veriyor olması, bunu ayıramaması bizi şaşırttı biraz. Irkçılığın geri zekalılık olduğunu söyleyen birine bunun sağlamcılık olduğunu anlatmakta da biraz güçlük çektik açıkçası. O yüzden sağlamcılığın ne olduğunun üzerinde çok daha fazla durmamız gerektiğini düşündük. Gostil Sağlamcılık Ödülleri de biraz bunu amaçlıyor aslında. Bu vesileyle sağlamcılığın ne olduğunu da daha geniş örneklerle, daha geniş kitlelere nasıl anlatabiliriz dedik. Bir de şu avantajı verdi bu Gostil Sağlamcılık Ödülleri süreci; gerçek ve somut örneklerle tek tek kişiler veya kurumlarıgostilleyerek, ‘Şu kişi, şu yerde, şu davranışıyla ya da şu sözüyle sağlamcılık yapmaktadır’ deyip onu gostilleyebiliyoruz. Bu haliyle bir veri toplama, bir listeleme gibi de oldu. Şu an yılın ilk yarısını geride bıraktık. 

2024 Gostil Sağlamcılık Ödülü Adaylarından birisi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

A.T.A.: Meral Hanım, şimdi ben bir örnek de vereyim çünkü internet sitesinde adaylar da var. Mesela, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sözü örnek olarak çok belirgin. Adaylık sebebi diye yazıyor ve şöyle konuşmuş; ‘Milletin fikri, talepleri, endişeleri dikkate alınmadan, uzlaşma aranmadan yapılan Anayasa, doğumdan itibaren sakattır, özürlüdür, kriz üretmeye yakındır’. Sağlamcı ifadeye bir örnek olarak bunu verebiliriz değil mi?

M.S.: Evet.

Sağlam ‘Kırılganlığı’ / Hem Suçlu Hem de Güçlü!

A.T.A.: İnsanlar bu kelimeyi bir hakaret, aşağılama olduğunu fark etmeden söylüyorlar. Mesela, Sakat Muhabbet başladı, iki seneye yakın bir süre oldu. Benim yakın bir arkadaşım, aynı espriyi beş altı defa yaptı bana, artık altıncısında uyardım onu ve dedim ki, ‘Bu espri değil, bu bir hakaret.’ Şöyle diyordu bana, ‘Alper, beni de konuk al. Niye biliyor musun? Ben de kafadan sakatım’. Kahkaha atıyordu, sonra şunu fark ettim – Bu, artık onda bir örüntü olmuş. Ne zaman Sakat Muhabbet’i konuşsak bunu yapıyor. İlk ikisinde, üçüncüsünde etmedim ses ama sürekli olunca uyardım. Uyardım derken, sakince söyledim belirttiğim şekilde. Bana bir geri dönüş yaptı, ‘Sen nasıl böyle dersin?’ Yani kendi yaptıklarının hakaret olduğunu anlamadan sizin uyarınızı ölçüsüz buluyorlar, yanlış olan sizmişsiniz gibi davranıyorlar. Bunu siz de yaşamışsınızdır muhakkak kendi hayatınızda.

M.S.: Bunu hem kendi hayatımızda gostillediğimiz birkaç kişinin dönüşünde yaşadık, tamamen aynı durum. Bu ifade edildiğinde ki çıkışa şöyle diyorum biraz: Sağlam kırılganlığı. Çünkü şimdi bir de sağlamcılığın bir yanı da bir makul engelli, makul sakat, makul körimajı var kafasında. Onun dışına çıkmak yani o kişinin ne haddine bir sağlamı eleştirmek, ona kaba konuşmak, ona öfkelenmek, ona çıkış yapmak. Böyle olduğu zaman da diyor ki, ‘Hop ne alaka? Bana bunu diyemezsin. Ben o değilim ya da sen çok alıngansın’. 

‘Ben Seni ‘Sakat’ Olarak Görmüyorum’

A.T.A.: Biraz ağzınız laf yapıyor ise, biraz eğitimli iseniz şöyle de diyorlar, ‘Ben seni sakat olarak görmüyorum.’ Bunu öyle bir söylüyor ki sanki bizi övüyor, bizi övdüğünü zannediyor kendini.

M.S.: Bu çok yaygın ve çok da tehlikeli. Ben de o zaman şunu soruyorum genelde; Peki, görseydin ne yapardın? Engelli olarak görseydin konuşmaz mıydın? Mesela arkadaşlığını mı keserdim? Ne değişecekti senin için? ‘Görmüyorum’daki o bahsettiğin şey ne olurdu bana karşı?

A.T.A.: Şimdi ne zaman bitecek adaylık süreci? Ne zaman açıklanacak, ne zaman belli olacak kazanan ve kazanan kişi nasıl afişe edilecek gibi detayları sorayım ben size?

Üç Dalda Gostil Sağlamcılık Ödülü

M.S.: Yıl sonunda kazananlar belirlenecek. Ne diyelim, ödülü hak edenler ödüllerine kavuşacaklar. Aralık ayı içinde düşünüyoruz. Aralık ayı içinde farklı sivil toplum örgütlerinden temsilciler ve aktivistlerin olduğu bir jürimiz var. Birlikte bir uzlaşıyla karar verilecek ve üç dalda Gostil Sağlamcılık Ödülleri verilecek. Bunlardan birincisi, Yılın Gostili Ödülü olacak. Burada bir kişiye veya kuruma verilecek bu. İkincisi, Yaygın Gostil Ödülü. Üç kategorimiz var. Yaygında ise bir kişinin, iki kişinin yaptığı gibi değil, çok yaygın yapılan – mesela, bizim Yaygın Gostil’e en çok aday geldiği için zaten onu yaygına çevirdik. Herhangi bir durumu veya kişiyi eleştirmek amacıyla, aşağılamak veya dalga geçmek, küçümsemek amacıyla geri zekalı ifadesini kullananlar burada bizim bir kişiye veremeyeceğimiz kadar çok yaygın. Buna biz bile hala şaşırıyoruz. Yani bekliyorduk ama çok fazla yaygın olduğu için belki de bunun gibi birkaç şey daha var, çok yaygın karşılaşılan durumlardan bir tanesi.

A.T.A.: Topluma mal olmuş bir kelime aslında.

Bir Gostil Adayı da Fatih Portakal

M.S.: Evet, mesela açıktan diyelim ki bir kitle iletişim aracında, televizyonda, radyoda açıktan küfür edemezsiniz doğal olarak. İsteseniz de istemeseniz de açıktan küfür edilemeyen yerde veya doğrudan bir hakaret suçu olacak veya iftira suçu olacak bir şey yapamadığınız yerde vurabileceğiniz tek yer, sanki onlar yokmuş gibi engelliliğin en sert sözü olarak söylenmesi biraz buradaki. Sağlamcılığın çok çok böyle can sıkıcı bir boyutu yani hiçbir şey diyemiyor, çok öfkeli. Belki çok haklı olduğunu düşünüyor ve ‘geri zekalı’ diyor. Hani en sert sözüm geri zekalı. Mesela başka bir şey diyemediği durumlarda söylüyor bunu.

A.T.A.: Medya’da yapılıyor demiştiniz, Fatih Portakal da aday gösterilmiş, anonim birisi aday göstermiş. Erzincan’daki maden faciasında dair sorumlular hakkında konuşurken demiş ki Fatih Portakal, ‘Hangi geri zekalı bunu yapabilir, hangi geri zekalı buna izin verebilir?’. Tam buna örnek olduğu için bu örneği verdim Meral Hanım.

Programımızın da sonuna geldik Meral Hanım. Bizim yarım saatlik bir yerimiz var Sakat Muhabbet için her hafta. Çok sağolun konuk olduğunuz için. Son olarak neler söylemek istersiniz diye son sorumu da sormuş olayım ben size.

M.S.: Son olarak birlikte olmak isteriz bizim gibi düşünen insanlarla. Bu yüzden sosyal medya hesaplarımızı X'ten, Instagram'dan, Facebook'tan takip etmenizi istiyoruz. Katkı da verirseniz, birlikte hareket edersek bu bizim hoşumuza gider. Ama sadece takip edip bunları yaygınlaştırmak da bizim için çok büyük bir dayanışma olur ve son sözlerimi ben de ‘Açık Radyo Susturulamaz’ diye bitireyim.

A.T.A.: Çok sağolun. Bu hafta Meral Sözen idi konuğumuz. Kendisi Körüz Biz Derneği’nin kurucu üyesi. Çok sağolsun konuk olduğu için. Destekçimiz Emre Ütükler idi bu hafta, ona da teşekkür ediyorum ve bir hafta sonra başka bir konuda görüşmek üzere hoşça kalın diyorum.